Yayın türü: Karar İncelemesi
Faaliyet alanı: Sigorta Hukuku
Hukukî dayanak: KTK m.48, 95; sigorta genel şartları; TTK m.1409
Meta açıklama: Alkollü sürücü, sigorta rücuu, kazanın münhasıran alkol etkisi, ispat yükü ve uzman bilirkişi.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut dosyada olay tarihi, görev, süre ve güncel mevzuat ayrıca incelenmelidir.
Kararın Künyesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E.2014/11405, K.2014/10468, T.03.07.2014
Kaynak niteliği: Bilgi Deposu / Doğrudan yargı kararı
Uyuşmazlığın Hukukî Sorunu
Sürücünün alkollü olması ile kazanın alkol etkisiyle meydana gelmesi aynı şey değildir. Rücu veya teminat dışılık için alkol ile kaza arasında somut nedensellik kurulmalı ve teknik inceleme yapılmalıdır. İncelenen kararın odak noktası, bu genel çerçevenin somut olayda hangi deliller ve usul kurallarıyla uygulanacağıdır.
Yüksek Mahkemenin Kabulü
Sürücünün alkollü olması tek başına teminat dışılık oluşturmaz; kazanın münhasıran alkol etkisiyle meydana geldiğini sigortacı ispatlamalıdır.
Alkol ile kaza arasındaki nedensellik
Sürücünün alkollü olması ile kazanın alkol etkisiyle meydana gelmesi aynı değildir; rücu için uygun nedensellik somutlaştırılmalıdır.
İspat yükü
Teminat dışılık veya rücu sebebinin gerçekleştiğini, poliçe ve olay tarihindeki genel şartlara göre sigortacı ispatlamalıdır.
Kazanın oluş biçimi
Yol, hava, araç arızası, karşı araç kusuru, hız ve manevra gibi diğer etkenler incelenmeden alkol tek neden sayılamaz.
Uzman kurul
Alkol oranı, zaman, sürüş yeteneği ve trafik dinamiği nöroloji/toksikoloji ile trafik uzmanlarını içeren kurulca değerlendirilmelidir.
Kararın Uygulamaya Etkisi
Karar, ilk derece yargılamasında yalnız sonuç cümlesinin değil, delillerin toplanma biçiminin ve ispat yükünün de denetlenmesi gerektiğini göstermektedir. Taraflar, kararın kendi dosyalarına uygulanmasını isterken benzer ve farklı maddi olguları açıkça karşılaştırmalıdır.
Güncellik Notu
Genel şartlar ve KTK düzenlemeleri değişebildiğinden poliçe tarihi ve olay tarihindeki metin esas alınmalıdır.
Kaynak Metin / Doğrulama İçin Alıntılanan Bölüm
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/11405
K. 2014/10468
T. 3.7.2014
* SALT 0.50 PROMİLİN ÜZERİNDE ALKOL ALINMASI SEBEBİYLE ARAÇ KULLANMANIN YASAKLANAMAMASI ( 2198 S.K.'ya Göre Alkollü İçki Alması Sebebiyle Güvenli Sürüş Yeteneklerini Kaybetmiş Kişilerin Karayolunda Araç Sürmelerinin Yasak Olduğu - Yasa Hükmü Dikkate Alınmadan Salt 0.50 Promilin Üstünde Alınan Alkol Miktarına Göre Yasak Getirilmesinin Yasal Dayanağı Bulunmadığı/ Geçersiz Yönetmelik Hükümlerinin Genel Şart Olarak Kabul Edilemeyeceği )
* GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEKLERİNİN KAYBEDİLMESİ ( 2198 S.K.'ya Göre Alkollü İçki Alması Sebebiyle Güvenli Sürüş Yeteneklerini Kaybetmiş Kişilerin Karayolunda Araç Sürmelerinin Yasak Olduğu - Yasa Hükmü Dikkate Alınmadan Salt 0.50 Promilin Üstünde Alınan Alkol Miktarına Göre Yasak Getirilmesinin Yasal Dayanağı Bulunmadığından Geçersiz Olduğu/Geçersiz Yönetmelik Hükümlerinin Genel Şart Sayılamayacağı )
* TRAFİK SİGORTA POLİÇESİNDEN KAYNAKLANAN RÜCUEN TAZMİNAT ( Sürücünün Alkollü Olmasının Tek Başına Hasarın Teminat Dışı Kalmasını Gerektirmeyeceği/Kazanın Meydana Geliş Şekli İtibariyle Alkolün Etkisi Altında Kaza Yapmış Olması Gerektiği Bu Hususun Tespiti İçin İçinde Nörolog Doktorun da Bulunduğu Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınacağı)
* HASARIN TEMİNAT DIŞINDA KALMASI ( Trafik Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat - Sürücünün Alkollü Olmasının Tek Başına Hasarın Teminat Dışı Kalmasını Gerektirmeyeceği/Kazanın Meydana Geliş Şekli İtibariyle Alkolün Etkisi Altında Kaza Yapmış Olması Gerektiği )
* ALKOLLÜ ARAÇ KULLANILMASI ( Trafik Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat - Sürücünün Alkollü Olmasının Tek Başına Hasarın Teminat Dışı Kalmasını Gerektirmeyeceği/Meydana Geliş Şekli İtibariyle Alkolün Etkisi Altında Kaza Yapılmış Olması Gerektiği )
* BİLİRKİŞİ KURULU ( Trafik Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat - Hasarın Teminat Dışı Kalması İçin Kazanın Meydana Geliş Şekli İtibariyle Alkolün Etkisi Altında Kaza Yapılmış Olması Gerektiği/Bu Hususun Tespiti İçin İçinde Nörolog Doktorun da Bulunduğu Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınacağı)
2918/m. 48
6762/m. 1281
Karayolları Trafik Yönetmeliği/m. 97
ÖZET : Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı aracın dava dışı sürücünün alkollü olarak aracı sevki sırasında meydana gelen kazada kazaya karışan aracın hasara uğradığını ve bu aracın kasko sigortacısına ödeme yapıldığını belirterek ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürüş yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde, yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten, sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. Mahkemece yapılacak iş, sürücünün alkol aldığı kabul edilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı üzerinde durulmalı, içinde nörolog doktorun da bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüna dair verilen hükmün süresi içinde davalı M. A. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, geregi düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı aracın dava dışı sürücünün alkollü olarak aracı sevki sırasında meydana gelen kazada kazaya karışan aracın hasara uğradığını ve bu aracın kasko sigortacısına ödeme yapıldığını belirterek 3.573.00.-TL ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilim talep etmiştir.
Davalı M. A. sürücünün alkollü olması, kazanın bu sebepten ileri geldiği ispat edilmedikçe Sigorta Şirketinin hasarı ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 3.573,00.-TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 12.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı M. A. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürüş yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı" kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten, sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, sürücünün alkol aldığı kabul edilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı üzerinde durulmalı, içinde nörolog doktorun da bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı M. A.'ın temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı M. A.'a geri verilmesine, 03.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/20068
K. 2014/723
T. 22.1.2014
• KASKO SİGORTA SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ( Kazanın Salt Alkolün Etkisiyle Meydana Geldiğinin Saptanması Durumunda Oluşan Hasar Poliçe Teminatı Dışında Kalacağı - Kazanın Alkolün Etkisi Altında Gerçekleştiği/Davanın Reddi Gereği )
• ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA ( Kaza Tespit Tutanağında Kazaya Başka Bir Etkenin Neden Olduğu İspatlanamadığından Mahkemece Kazanın Alkolün Etkisi Altında Gerçekleştiği ve Talebin Poliçe Teminatı Dışında Kaldığı - Tazminat İsteminin Reddi Gereği )
• POLİÇE TEMİNATI ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat - Kazanın Salt Alkolün Etkisiyle Meydana Geldiğinin Saptanması Durumunda Oluşan Hasar Poliçe Teminatı Dışında Kalacağı/Kazanın Alkolün Etkisi Altında Gerçekleştiğinden Davanın Reddi Gereği )
• KAZA TESPİT TUTANAĞI ( Kazaya Başka Bir Etkenin Neden Olduğu İspatlanamadığından Mahkemece Kazanın Alkolün Etkisi Altında Gerçekleştiği ve Talebin Poliçe Teminatı Dışında Kaldığı - Tazminat İsteminin Reddi Gereği )
2918/m.48
ÖZET : Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalır. Davacı araç sürücüsü kaza sırasında alkollü olup, kaza tespit tutanağında kazaya başka bir etkenin neden olduğu da ispatlanamadığından mahkemece, kazanın alkolün etkisi altında gerçekleştiği ve talebin poliçe teminatı dışında kaldığı kabul edilmelidir. O halde mahkemece dosya kapsamı ve rapor içeriğine göre davanın reddine karar vermek gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline ve davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile tek taraflı kaza yaptığını, müvekkilin aracının ve otokorkuluklarının hasarlandığını, otokorkuluğu hasar bedelinin bir kısmının aracın zorunlu trafik sigortasından karşılandığını, ancak davalı tarafından bir ödeme yapılmadığını, kazanın alkolün etkisiyle değil aniden yola çıkan köpeklere çarpmamak amacıyla gerçekleştiğini, bu hususun görevli memurun ihmali nedeniyle tutanağa geçmediğini belirterek çekicinin tamir ve değişen parça bedeli 26.826,00 TL'nin 4000,00 TL'sinin ve zms kapsamında karayollarına ödenen 6241,49 TL'nin 1000,00 TL'sinin kaza tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsiline, çekici ve dorsenin servise götürülmesi için yapılan kira bedeli olan 2.714,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili, araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğunu, rizikonun teminat dışı kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davanın kabulü ile 4.000.00 TL zarar tazminatının kaza tarihinden itibaren başlamak kaydı ile, 1.000.00 TL tazminatın 25.11.2010 ödeme tarihinden itibaren, 2.714.00 TL tazminatın 31.05 2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. ( YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-217-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YYHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları ) Somut olayda; davacı araç sürücüsünün 0.84 promil alkollü olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği gibi kaza tespit tutanağı aksi sabit olana kadar geçerli olan belgelerdendir. Söz konusu tutanakta köpeklerin varlığından bahsedilmemiş, davacı tarafça da kazaya başka bir etkenin neden olduğu da ispatlanamamıştır. Aksine Mahkemece yukarıdaki ilkeler ışığında alınan bilirkişi raporunda da davacı tarafın savunması tartışılmış ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiği ve talebin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir. O halde mahkemece dosya kapsamı ve rapor içeriğine göre davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/6431
K. 2013/10122
T. 27.6.2013
• İTİRAZIN İPTALİ (ZMSS Sözleşmesine Dayanılarak - Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisi Altında Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Başka Unsurların da Kazanın Meydana Gelmesinde Etkili Olup Olmadığının Sürücülerin Kusur Durumlarının Tespiti Hususlarında Ayrıntılı Bilirkişi Raporu Alınması Gerektiği)
• KAZANIN MÜNHASIRAN ALKOLÜN ETKİSİ ALTINDA GERÇEKLEŞİP GERÇEKLEŞMEDİĞİ (Başka Unsurların da Kazanın Meydana Gelmesinde Etkili Olup Olmadığının Sürücülerin Kusur Durumlarının Tespiti Hususlarında Ayrıntılı Bilirkişi Raporu Alınması Gerektiği - İtirazın İptali)
• SÜRÜCÜLERİN KUSUR DURUMLARI (Tespiti Hususlarında Ayrıntılı Bilirkişi Raporu Alınması Gerektiği - Üçüncü Kişiye Ödenen Hasar Bedelinin Sigortalıdan Tahsili İçin İtirazın İptali Şeklinde Açılan Maddi Tazminat)
• ALKOLLÜ ARAÇ KULLANIMI (Üçüncü Kişiye Ödenen Hasar Bedelinin Sigortalıdan Tahsili İçin İtirazın İptali Şeklinde Açılan Maddi Tazminat - Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisi Altında Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin ve Sürücülerin Kusur Durumlarının Tespiti Hususlarında Ayrıntılı Bilirkişi Raporu Alınması Gerektiği)
2918/m.48,95/2
ÖZET : Dava, zmss sözleşmesine dayanılarak, sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle zararın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği ve aracın teminat kapsamında olmadığı iddiasıyla, olayda zarar gören üçüncü kişiye ödenen hasar bedelinin sigortalıdan (akitten) tahsili için itirazın iptali şeklinde açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, aralarında nöroloji ve kusur konularında uzman bilirkişilerden oluşacak, itü veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek, bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol, hava ve üçüncü kişiye ait aracın sürücüsünün durumu, olay mahalli, davalı aracın sürücüsünün olay anındaki alkol durumu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, kazanın münhasıran (salt, tek başına) alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının, sürücülerin kusur durumlarının tespiti hususlarında, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki bilirkişi raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalıya ait aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken meydana gelen kazada üçüncü kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören araç için hak sahiplerine 3.821 TL tazminat ödendiğini, davalı aracının sürücünün %100 kusurlu olduğunu, olayın alkolün etkisiyle meydana geldiğini, davalı ve sürücü hakkında Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2009/12032 Sayılı dosyasında 3.821 TL asıl alacak ve ferileri yönünden icra takibi yapıldığını, davalının itirazı sebebiyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptaliyle takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, 6.12.2011 tarihli oturumda faiz talebinden vazgeçtiğini ifade etmiştir.
Davalı C. Ç., tazminatın rücuen talep edilmesi için mahkeme kararı olması gerektiğini, hasarın tazminine dair mahkeme kararı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 3.821 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata dair hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların temyiz sebebi yapılamamasına, 2918 Sayılı K.T.K.nın95/2. maddesi gereğince, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye dair kanun hükümlerinden doğan sebeplerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına dair haller sigortacı tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması yada indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine (akidine) rücu edebilmesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-)Dava, zmss sözleşmesine dayanılarak, sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle zararın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği ve aracın teminat kapsamında olmadığı iddiasıyla, olayda zarar gören üçüncü kişiye ödenen hasar bedelinin sigortalıdan (akitten) tahsili için itirazın iptali şeklinde açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı K.T.K.nın48. maddesinde alkollü içki alması sebebiyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. 2918 Sayılı K.T.K.nun48. maddesinde; alkollü içki alması sebebiyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddelerle İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması sebebiyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konuyla ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları sebebiyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden K.T.K.nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması sebebiyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddelerle alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü T.T.K.nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
(YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 Sayılı ilamları)
Somut olayda; davalı aracının sürücüsü, dava dışı İmidat G. saat 02.30'da ölçülen alkol raporuna göre 0.84 promil (olay anında 0.99 promile denk geliyor) alkollü olarak araç kullanırken "taşıt giremez" trafik işaret levhasına rağmen tek yönlü yola tersten giriş yapıp, bu yolda seyreden dava dışı araca çarparak üçüncü kişiye ait aracın hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Kaza tutanağında ve dosyada mevcut 13.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde, sürücü İ. G. %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ancak, yukarda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yaptırılmamış, sadece sürücünün kusur durumu ve üçüncü kişiye ait araçta meydana gelen hasar miktarının tespiti hususunda rapor alınmıştır. Eksik incelemeyle hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, aralarında nöroloji ve kusur konularında uzman bilirkişilerden oluşacak, itü veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek, bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol, hava ve üçüncü kişiye ait aracın sürücüsünün durumu, olay mahalli, davalı aracın sürücüsünün olay anındaki alkol durumu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, kazanın münhasıran (salt, tek başına) alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının, sürücülerin kusur durumlarının tespiti hususlarında, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki bilirkişi raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde, gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; olayda zarar gören üçüncü kişiye ait araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının tespiti, yargılama yapılmasını ve bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, hükmedilecek tazminat miktarı likit (belirli, muayyen) olmadığından, şartları bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi davalı aleyhine şartları oluşmayan icra inkar tazminatına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı C. Ç.'nin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/6404
K. 2011/90
T. 18.1.2011
• ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMAK ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Doğan Alacağın Tahsili İstemi - Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisiyle Meydana Gelip Gelmediğinin Araştırılması Gereği )
• TRAFİK KAZASI NEDENİYLE KASKO BEDELİNİN TAHSİLİ TALEBİ ( Alkollü Araç Kullanmanın Tek Başına Hasarı Poliçe Teminatı Dışına Çıkarmayacağı - Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisiyle Meydana Gelip Gelmediğinin Tesbiti Gereği )
• KASKO SİGORTA SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ALACAĞIN TAHSİLİ TALEBİ ( Sürücünün Kaza Sırasında Alkollü Olması - Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisiyle Meydana Gelip Gelmediğinin Tesbiti Gereği/Alkollü Araç Kullanmanın Tek Başına Hasarı Poliçe Teminatı Dışına Çıkarmayacağı )
• SİGORTACININ SORUMLULUĞU ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Doğan Alacağın Tahsili İstemi - Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisinde Meydana Geldiğinin Saptanması Durumunda Hasarın Poliçe Teminatı Dışında Kalacağı )
• RİZİKONUN TEMİNAT DIŞI KALMASI ( Sürücünün Sadece Alkollü Olmasının Yeterli Olmadığı - Kazanın Tek Başına Alkolün Etkisi İle Meydana Geldiğinin Saptanması Gerektiği )
6762/m. 1281, 1282, 1292, 1299
ÖZET : Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın E. idaresinde bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı kazada hasar gördüğünü, davalı sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000.-TL hasar bedelinin olay tarihinden faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait araç sürücüsünün E. olmadığını, kaza sırasında sürücünün alkollü olan Ö. olduğunu, hasar bedelinin kasko sigorta poliçesi kapsamı dışında kaldığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre; kaza sırasında aracı Ö.'ın kullandığı, ancak alkollü olması nedeniyle eşi E.'nin sürücü olarak gösterildiği, sigortalının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğü ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde davrandığı, sigorta şirketinin hasardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Genel Şartlar'ın A/I. maddesine göre gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK'nun 1282'nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281'inci maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın1.5. maddesi ve TTK'nun 1292/3'üncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekir.
Somut olayda, kaza sırasında araç sürücüsünün Ö. olduğu ve olaydan sonra alınan beyanına göre, alkollü olduğu anlaşılmıştır. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde "Teminat dışı kalan zararlar" kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir ( Bkz. YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.04.2000 gün ve 2000/11- 806-801 sayılı ilamı, 15.04.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.04.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y. 11. HD.'nin 23.2.2004 gün ve 2004/7094-1654 sayılı ilamı ).
Bu durumda, mahkemece, aralarında iki nöroloji uzmanı ve bir trafik konusunda uzmandan oluşacak bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, tutanaklar, olay yeri fotoğrafları ve kazaya başkaca unsurların etken olup olmadığı değerlendirilip, rizikonun münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin tespiti için ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2005/11-624
K. 2005/713
T. 14.12.2005
• KASKO SİGORTA TAZMİNATI ( Hasarlanan Kaskolu Araçtaki Hasarın Alkol Nedeniyle Teminat Dışı Kalması İçin Sürücü Münhasıran Alkolün Etkisiyle Kaza Yapmış Olması Gereği )
• KASKOLU ARAÇTAKİ HASARIN ALKOL NEDENİYLE MEYDANA GELMESİ ( Teminat Dışı Kalması İçin Sürücü Münhasıran Alkolün Etkisiyle Kaza Yapmış Olması Gereği - Kasko Sigorta Tazminatı Talebi )
• BİLİRKİŞİ RAPORU ( Kazanın Salt Alkolün Etkisiyle Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Tespiti İçin Nöroloji Uzmanı Hukukçu ve Trafik Konularında Uzman Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gereği - Kasko Sigorta Tazminatı Talebi )
6762/m. 1281
ÖZET : Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Trafik kazasında hasarlanan kasko sigortalı araçtaki hasarın alkol nedeniyle teminat dışı kalması için sürücünün münhasıran alkolün etkisiyle kaza yapmış olduğunun sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konularında uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki "sigorta tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 04.12.2003 gün ve 2001/268-2003/1078 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.11.2004 gün ve 2383-11560 sayılı ilamı ile ;
( ... Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kasko sigortalı aracının, sürücü T. yönetiminde iken, tek taraflı bir kazada hasarlandığını, davalının sürücünün alkollü olduğundan bahisle ödeme yapmadığını, oysa sürücünün az miktarda alkol aldığını ileri sürerek, davalıdan hasar bedeli olan 12.428.620.000.- Liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sürücünün üç bira ve bir rakı içtiğini beyan ettiğini, alkol miktarının, hasarın teminat dışı kabulü için yeterli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve 5' inci kez yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan ve benimsenen 02.10.2003 havale tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, olayın oluş şekli ve sürücünün az da olsa alkollü olması itibariyle, kazanın alkolün etkisi altında meydana geldiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, rizikonun teminat dışı kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5. maddesi hükmü gereğince, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle, sürücünün münhasıran, sadece alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK'nun 1281'inci maddesi hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konularında uzman bir bilirkişinin de yer aldığı kurul tarafından, olayın salt alkol etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Somut olayda, araç sürücüsü T'nin az miktarda alkol aldığı doktor raporunda belirtildiği gibi, bu kişi, jandarma görevlisince alınan ifadesinde "üç bira ve bir rakı içtiğini" beyan etmiştir. Bu durumda, sürücünün aldığı alkolün miktarı ve oranı raporda kesin olarak tespit edilmemiş ise de, az ya da çok miktarda alkol aldığının kabulü gerekmektedir. Esasen, bu noktada çekişme de bulunmamaktadır. Raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulu, dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş ise de, olayın oluş şekli bu raporda tartışılmadığı gibi, az miktarda da olsa alkolün olaya etki ettiğinin tespiti ile yetinilmiş, olayın sadece ve tek başına alkolün etkisiyle oluştuğu kesin olarak ortaya konulmamıştır.
O halde, mahkemece, sürücünün alkol aldığına ve bunun kazaya etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek, alkolün münhasır etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması, ek ya da yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz rapora itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir ... )
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2005 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2002/11-768
K. 2002/840
T. 23.10.2002
• SİGORTACININ SORUMLULUĞU ( Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisinde Meydana Geldiğinin İspatlanması Halinde Sigortacının Sorumlu Olmaması )
• TAZMİNAT DAVASI ( Kasko Sigortalı Aracın Kaza Neticesi Hasarlanması Nedenine Dayalı Tazminat Talebi )
• RİZİKONUN TEMİNAT DIŞI KALMASI ( Sürücünün Sadece Alkollü Olmasının Yeterli Olmayıp, Kazanın Münhasıran Alkolün Etkisi Altında Olduğunun Sigortacı Tarafından İspatının Gerekmesi )
• ALKOLÜN ETKİSİYLE TRAFİK KAZASININ OLUŞMASI ( Sigortacının Sorumluluğunun Ortadan Kalkması )
2918/m.48,92
ÖZET : Dava, kasko sigortalı aracın kaza neticesi hasarlanması nedenine dayalı tazminat talebine ilişkindir. Rizikonun teminat dışında kalması için sürücünün sadece alkollü olması yeterli olmayıp, kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluştuğunun sigortacı tarafından ispatlanması gerekir. Bu durumun belirlenmesi için de aralarında trafik uzmanı ve nöroloğun da bulunduğu bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yaptırılmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması bozma nedenidir.
DAVA : Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 30.3.2001 gün ve 1999/69 E. 2001/227 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.1.2002 gün ve 2001/7982 E. 2002/347 K. sayılı ilamı ile ( ... Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını, rizikonun davalıya ihbar edildiğini, ancak sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 3.673.000.000.- TL'nın olay tarihi 2.9.1998'den itibaren reeskont oranında temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza tutanağında davacının % 60 oranında promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, kazanın alkol nedeniyle meydana geldiğini, poliçe genel şartları uyarınca hasarın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının Karayolları Trafik Kanunu'nda öngörülen oran üzerinde alkol aldığı ve poliçe genel şartları ( A.S/5 ) maddesi uyarınca hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. '
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait kasko sigortalı aracın, kazaya uğradığından bahisle tazminat talebinde bulunmuştur. Kasko sigorta poliçesi, taraflar arasında poliçe genel şartları çerçevesinde akdedilen bir sözleşme belgesidir. Genel şartların ( A-5 ) maddesinin 5. fıkrasına göre, rizikonun teminat dışında kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yetmeyip, kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluştuğunun da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Artık burada üçüncü araç sürücüsünün, ya da sigortalı sürücünün kusurunun, kasko sigortası olması nedeniyle önemi yoktur. Yani. önemli olan kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana gelip gelmediğidir. Bu durumun belirlenmesi de, aralarında bir trafik uzmanı ve nöroloğun da bulunduğu bir bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibarıyla bu kaza ve hasarın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin ve illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit ettirilmesi ile mümkündür.
Mahkemece, açıklananların ışığında, yeniden bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 23.10.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, müvekkillerine sigorta hukuku süreçlerinde Adana'da sigorta hukuku avukatı olarak rehberlik ederek, en iyi sonuçları elde etmelerine yardımcı olmaktadır.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın belgeleri, süreleri ve güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
Büro Bilgilendirmesi
Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.